Özel Okyanus Okul Öncesi Eğitim Kurumları olarak eğitim programımızı öncelikle çocuklarımızın mutluluğu ve sevgi dolu bir eğitim ortamında yetişmeleri için oluşturuyoruz. Bunu yaparken de onların tüm gelişim alanlarını (sosyoduygusal bilişsel, psikomotor gelişim ve özbakım becerileri) destekleyen farklı eğitim modellerinden yararlanıyoruz. Bu anlamda eğitim programımız M.E.B.’in belirlediği amaç ve kazanımları kapsayan ancak gelişen eğitim dünyasını da takip eden eklektik bir yaklaşımla hazırlanmıştır.
Eklektik bir yaklaşım benimsememizin sebebi, genel olarak uluslararası literatürde kullanılan ve/veya benimsenen eğitim modelleri ve metodlarının çeşitli avantaj ve dezavantajlara sahip olmasıdır. Bizler herhangi bir eğitim modeli ya da metodunu tek başına benimsemediğimiz için her birini, çocuklarımız, kurumsal olarak eğitime bakış açımız, içinde bulunduğumuz coğrafya nedeniyle bizimle birlikte devam edegelen kültürümüz ve aile yapımız ile sağlayabileceğimiz koşullar açısından değerlendirip, bize en uygun ve orijinalinden uzaklaşamadan uygulayabileceğimiz yöntem ve metodları tercih ettik.
Bu bakış açısıyla yola çıktığımızda ve yaptığımız araştırmalar sonucunda High/Scope, Çoklu Zekâ Teo remi, Proje Tabanlı Eğitim, Waldorf Pedagojisi, GEMS (Great Expolarations in Math And Science) gibi farklı ve birbiri ile eğitimsel açıdan rahatlıkla kaynaşabilen eğitim modellerinin kurumumuzun eğitim felsefesi ile gayet iyi örtüştüğünü fark ettik ve eğitim programımıza dâhil ettik.
Kendi programımız ile ilgili genel bir değerlendirme yaptığımızda eğitimsel açıdan amacımıza ulaştığımı za, kendinin ve etrafındakilerin farkında, yeni dünyaya uyum sağlayabilen, bilgiye nasıl ulaşabileceğine dair fikirleri olan ama her şeyden önce mutlu, fiziksel ve duygusal açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirdiğimizi gördük.
High/Scope Programı’nın amacı "gelişimsel olarak tutarlı" bir eğitim sağlamaktır.Gelişimsel olarak tutarlı eğitimin üç ana öğesi vardır.
- Öğrenenin belirli bir gelişim basamağında gelişmekte olan yeteneklerinin daha da kullanılmasını ve gelişmesini sağlar.
- Öğrenene, kendi kişiliğine özgü ilgi, yetenek ve uzun vadeli amaçları geliştirmesine yardımcı olur ve buna teşvik eder.
- Öğrenme deneyimini, öğrenen, öğretilmek istenen şeyi gelişimsel olarak en iyi öğretecek,hatır layacak, geçmiş tecrübeleriyle birleştirecek durumdayken sunar.
High/Scope Programı Jean Piaget’nin Gelişim Teorisi’nden etkilenmiştir. Piaget’e göre gelişim, "büyü me" ve "öğrenenin öğrenmek için çeşitli girişimlerde bulunması, bu girişimler sonucunda çevresinden çeşitli tepkiler alması ve bu tepkileri ileriki girişimlerinde tekrar kullanması" sonucunda oluşur. Piaget’ ten etkilenen diğer bir nokta da, çocuklara etkileşim halinde bulunan yetişkinin görevi onları destekle mektir.
High/Scope Programı’nın dayandığı temel prensip "etkin (aktif) öğrenme" prensibidir.
Etkin öğrenme "‘yaparak" öğrenme demektir. Bu tür bir öğrenme olayında tüm duyu organları ve vücut işine girer. Programda bu tür bir öğrenmenin kalıcı ve gerçek öğrenme olduğuna inanılır.
Etkin öğrenmenin gerçekleşebilmesi için her şeyden önce öğrenenin önünde çeşitli materyaller (malze- meler) olmalıdır. Öğrenenin önünde bulunan materyalleri dilediği gibi duyu organlarını ve vücudunu kul lanarak inceleyebilmeli, malzemelerle ne yapacağına, nasıl yapacağına ve hangi malzemeleri kullanarak yapacağına kendisi karar vermelidir, kısacası "seçim" öğrenene kalmıştır. Tüm bu işlemler sırasında, mal zemelerle oynarken, öğrenenin, kullanacağı "dil" yani neyi, nasıl yaptığı ile ilgili konuşmalarla öğrenme olayını pekiştirecektir. Etkin öğrenme olayının gerçekleşmesinde rol oynayan faktörlerden bir diğeri de "yetişkin desteği"dir. "Destek" kavramı ile belirtilmek istenilenlerin arasında, öğrenene yeterli sayıda ve çeşitli malzeme sağlamak, onu dinlemek, ne yaptığına bakmak, ona çeşitli sorular sorarak düşünmesini teşvik etmeli sorulara kendisinin cevaplar bulabilmesi için ona zaman tanımak sayılabilir. Tüm bu sözü edilen öğeler etkin öğrenmenin gerçekleştirilebilmesi için oldukça önemlidir.
Teoremin kurucusu Gardner zekâyı,
- Problem çözme kapasitesi,
- Problemlerin çözümü için farklı çözüm yolları üretebilme kapasitesi
- Yaşadığı topluma değerli kültürel ürünler katma gücü olarak tanımlamaktadır.
Çoklu zekâ kuramı;
Zekânın tek bir boyutta olmadığını, aksine her bireyin farklı derecelerde, çeşitli zekâlara sahip olduğunu öne sürer. Bu kuramın temel ilkelerini yaratıcı biçimde kullanıp, her öğrencinin bireysel farklılıklarına değer veren ve bunları güçlendiren programlar hazırlayabilmeleri için olanak sağlar.
Gardner’a göre;
“.......bütün çocuklar bu zekâ türlerine çeşitli düzeylerde sahip olarak doğarlar, bu zekâ türlerinden bazılarına daha çok eğilimleri olabilir.” Zekâ türleri çeşitli yöntemlerle geliştirilebilir.
Gardner’ e göre,
Zekânın gelişiminde destekleyici ve engelleyici çevresel etkenler:
- Kaynaklara ulaşım şansı: Aile çok fakirse çocuk keman, piyano gibi müzikal zekâyı geliştirebilecek enstrümanlara ulaşamadığından bu zekânın güçlenmesi, gelişmesi zorlaşabilir.
- Tarihsel, kültürel faktörler: Okulda matematik ve fen’e dayalı programlar önemseniyorsa, öğrencinin mantık, matematik zekâsı gelişebilir.
- Coğrafi faktörler: Köyde yetişmiş bir çocuk apartmanda büyümüş bir çocuğa oranla bedensel zekâsını daha çok geliştirebilir.
- Ailesel faktörler: Ressam olmak isteyen bir çocuğun ailesi avukat olmasını istiyorsa çocuğun dil zekâsı desteklenecektir.
- Durumsal faktörler: Kalabalık bir ailede büyümüş ve kalabalık bir ailede yaşayan bireyler doğalarında sosyallik olmadıkça kendilerini geliştirmek için daha az zamana sahip olurlar.
Sözel – Dilsel zekâ
Mantıksal – Matematiksel zekâ
Görsel – Uzamsal zekâ
Müzikal – Ritmik zekâ
Bedensel – Duyudevinimsel zekâ
Kişilerarası - Sosyal zekâ
İçsel - Özedönük zekâ
Doğacı - Doğa zekâsı
Çoklu zekâ kuramının okullarda öğretmenler tarafından uygulanması çocukların üstün olan yönlerini ortaya çıkaracak ve bu yönlerini geliştirip kuvvetlendirmelerini sağlayacaktır. Ayrıca sınıfta kendilerine sağlanan ortamlarla diğer zekâ türleri de gelişecektir.
Proje tabanlı öğrenme, günümüzde eğitim sistemlerinin alması gereken biçimi göstermek için özenle seçilmiş üç temel kavramdan oluşmaktadır. Bu kavramlardan birisi öğrenme kavramıdır ki dikkati öğre tene değil öğrenene çekmek açısından son derece önemlidir. Bir diğeri proje kavramıdır. Proje, tasarıya da tasarı geliştirme anlamına gelen bir kavramdır ve öğrenmenin transferi ve tekil öğrenmeden çok belli bir amaca dönük ilişkisel öğrenmeye işaret etmektedir. Projeyi bir hedef olarak değil, alt yapı unsuru ola rak ele almakla da proje tabanlı öğrenme, öğrenmenin ürün değil süreç boyutunu vurgulamakta ve öğrenmeyi arzulanan ölçüde bireyselleştirmektedir.
Bu modelde öğretmen yardımcı ve rehber, öğrenci ise özerk ve kurgulayıcıdır ve her senaryonun sonun da gerçekçi ve öğrenci tarafından geliştirilmiş bir ürün ortaya çıkar.Ayrıca Proje Tabanlı Öğrenme/Öğretim, öğrencinin aktif katılımını güdülediği, üst düzey bilişsel aktivi teler içerdiği, çok çeşitli araç ve kaynak kullanımını desteklediği, ders, sosyal beceriler ve hayat beceri lerini birlikte ele aldığı için bilgisayarın kendisini hedef olarak almayan ve genelde teknoloji kullanımı nın, bir araç olarak kullanımını vurgulayan doğru bilgisayar destekli eğitim uygulamalarının da temel öğretim modelidir.
Projeye dayalı çalışma, çok ileri düzeydeki bilişsel becerileri ortaya çıkartır ve öğrencilerin kendilerini, kendi öğrenmelerinden sorumlu tutar.
Proje çalışmalarının yapılandırılmasına ilişkin faktörler:
a- Öğrenciler:
• Genellikle kendi ilgi alanlarına denk düşen bir proje seçerler,
• Kendi kaynak materyallerini kendileri bulurlar,
• Ortaya bir sonuç ürün koyarlar (bu genellikle bir rapor olur) ve,
• Kendi başlarına ya da gruplar halinde çalışırlar.
b- Projeler:
• Belirli bir süre devam eder ve saptanmış zaman parametreleri gerektirir ve,
• Bir dizi girdi ve ek gayret gerektirir.
c- Öğretmenler:
• Bir orkestra şefinin oynadığı rolden pek de farklı olmadan, yöneten ve kolaylaştırıcı rolünü üstlenerek rehber olurlar.
Projenin fikir babalığını öğrencilerin kendi ilgi alanlarının yapmış olması, başarısında önemli bir rol oyna maktadır. Vurgulanması gereken bir ayrıntı da, öğrencilerin kendi araştırmalarını yapmalarına ve kendi lerini ilgilendiren konuları kendilerinin keşfetmesine izin vermenin hiçbir zaman onları başı boş bırakmak la aynı şey olmadığıdır. Bu yaklaşımda öğretmenler izin verilebilen ve verilemeyen şeyler arasındaki sınır ları çizen ve yüksek standartlar talep eden kişi olacaktır. Bu nedenle, durumu öğrencilerle baştan tartış- mak ve olası sonuçları baştan tasarlamak yararlı olabilir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi sürecin işlem basamaklarını gerçekleştirecek beceriye sahip olmak önem kazanmaktadır. Proje Tabanlı Öğrenmede işlem basamakları ise aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Proje tabanlı öğrenmede temel adımlar:
1. Hedeflerin belirlenmesi.
2. Yapılacak işin ya da ele alınacak konunun belirlenip,tanımlanması.
3. Takımların oluşturulması.
4. Sonuç raporunun özelliklerinin ve sunuş biçiminin belirlenmesi.
5. Çalışma takviminin oluşturulması.
6. Kontrol noktalarının belirlenmesi.
7. Değerlendirme ölçütlerinin ve yeterlik düzeylerinin belirlenmesi.
8. Bilgilerin toplanması.
9. Bilgilerin örgütlenip, raporlaştırılması.
10. Projenin sunulması
İşlem basamakları incelendiğinde, temel planlama aşamalarının ardından, bilgi toplama ve toplanan bilgileri örgütleyip raporlaştırma aşamaları gelmektedir ki; bu aşamalar, bilgi okur yazarlığı kavramını tartışmayı gerektirmektedir.
Bilgi okuryazarlığı kısaca bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bilgi okuryazarı olmak bilgiye ihtiyaç duyulduğunda bunu hissetmek ve ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşmak, değerlendirmek ve etkili olarak kullanmaktır.
Bu becerilerin öğrencilere yüklediği sorumluluklar hem sınıf içinde hem de elektronik ortamda katılımcı, araştırmacı, bilgiye ulaşan ve bilgiyi kullanan bireyler olmaktır.
Waldorf Pedagojisi kurucusu Steiner, önemli olanın çocuk eğitimi değil, insan eğitimi olduğuna işaretle, aslında bir irade eğitimi gerektiğini, zekâ ve ahlakın karakter gelişimiyle atbaşı gittiğini belirtmiştir.
Doğumdan sonraki ilk yedi yıl içinde çocuğun fizik bedeni gelişir. Bu dönemde çocuk başlı başına bir duyu organı gibi, içinde yaşadığı ortamda olup bitenin tümünü kaydeder ve dünyanın iyi olduğuna ina
nır. Steiner, “çocukken duyu izlenimleri soluk almak gibidir, soluk vermeye denk düşen edim ise taklit tir” der. Anne-babaya sevgi ve şefkat göstermek yanında, bilinçli davranmak bakımından büyük görev düşer.Yönlendiren, koruyan, gözeten ve ölçüyü veren olmalıdırlar. Ev içinde olup bitenlere, konuşulan lara ve davranışlara çok dikkat edilmesi gerekir, zira çocuk anne-babaya sonsuz güven duyar ve onların otoritesini sorgusuz sualsiz kabul ettiğinden, bu dönemde her konuda büyükleri örnek alır ve onları taklit ederek öğrenir. Gün belli bir ritim içinde geçmelidir, zira ritim iradeyi güçlendirir. Bu yıllarda her şey oyun,her nesne oyuncaktır.Oyuncak seçimi önemlidir, gerçeğe tamı tamına uymayan,çocuğun pek çok şeyi zihninde hayal gücüyle tamamlamasına izin veren türde oyuncaklara yer vermelidir.Oysa hazır bebek karşısında çocuğun beynine yapacak iş kalmaz. Çocuk oyun sırasında tüm benliğiyle “şimdi ve bu rada” yoğunlaşması içindedir. Çocuğa oyun sırasında zaman tanımalı, deneyler yapması şefkatle destek lenmelidir. Konuşma da taklit yoluyla öğrenildiğinden, çocukla konuşurken yapmacık bir dil yerine, doğru ve düzgün bir dille konuşmalıdır. Ritmik hareketler ve danslar organ biçimlendirici güce sahiptir. Masal anlatmayı asla ihmal etmemelidir.
Her gün aynı saatte belli işler yapılır. Haftanın belli günlerinde belli işler yapılır. Bu çocuğa güven duygu su verir, içsel bir hazırlık içinde olmasını sağlar. Bu sayede kendisini anlamlı bir bütünün bir parçası olarak algılar, böylece kendi kendinin bilinci gelişir.
Çocukla birlikte sanatsal faaliyetlere önce çizimle başlanır. Hareket olarak çember ilk çizimdir; yürüyerek çizme, havada çizme, sonra kâğıt üzerine çizme uygulanır.Asla düzeltme yapılmaz. Resim sonuç olarak önemli değildir, çizim süreci önemlidir. Sekiz çizme, sekiz yürüme uygulanır, bu beynin her iki tarafını birleştirici ve geliştirici bir harekettir.
Çocuk, doğrudan kendine yönelik ve hedefe kilitli süreçlerle öğrenmez. Yuvadaki yaşama katılarak, do- laysız süreçler üzerinden öğrenir.
Oyunlar sırasında çocuk çeşitli rollere girer; basık cüce, sarsak dev, yavaş sümüklü böcek, hızlı tavşan. Çocuk rol yapmaz, bilinçdışı motorik eylem içinde rolün içine girer. Rolü ezberlemez, okul öncesi dönem de bir rolün ruhsal olarak çalışılması gerekmez. Eğitimcinin ruhsal olarak hazırladığı davranış ve jest içine girer ve taklit eder. Önemli olan, çocuğun herhangi bir rolde, aksiyonun içinde yer almasıdır.Şarkılı danslı oyunlar çok elverişlidir. Rondlar önemlidir. Burada ritmik hareketlerin soluk alıp,verme ye, kalbin sıkışıp gevşemesine paralel hareketler şeklinde, yavaş hareket, hızlı hareket ve karşıtlar arasında salınım olarak basit kompozisyonlarda dışa vurulması önemlidir.
Gems, ülkemizde pek de gelişmemiş olan ve okul çağındaki çocukların korkulu rüyası haline gelen Mate matik ve Fen/Bilim derslerine karşı olumlu başlangıçlar yapmak için okul programımıza dâhil edilmiştir. Böylelikle çocuklar Matematik ve Fen’in korkulacak değil eğlenceli, öğrenilmesi kolay ve aktif olarak içinde yer alabilecekleri alanlar olduğunu fark edebilsinler.
Kaliforniya Üniversitesi Lawrence Bilim Merkezi tarafından fen ve matematik kavramlarını seçilen ünite lerle desteklemek ve anaokulundan liseye kadar her sınıfta kullanabilmek amacıyla geliştirilmiş bir prog ramdır.
GEMS Projesinin Amaçları Nelerdir?
GEMS projesi aşağıdaki amaçları gerçekleştirmek için etkinliklere dayanan bir yöntem kullanmaktadır:
Bağımsız öğrenen ve eleştirel düşünebilen bireyler yetiştirmek,
Öğrencilerin fen ve matematikteki öncü kavramları anlamalarını sağlamak,
Temel fen ve matematik becerilerinin önemi göstermek,
Fen ve matematiğe karşı olumlu bir tutum edinilmesini sağlamak.
GEMS Yöntemi
Tasarımları gereği GEMS etkinlikleri eylemle başlar.
Öğrenciler konuyla tanışır, kavramlar hakkında sorular sorarak tartışırlar.
Önce yapıp sonra açıklayarak konuya aktif olarak katılırlar.
GEMS etkinlikleri öğrencilerin kendi başlarına buluş yapmalarına olanak tanır.
Öğretmenler öğrencilere rehberlik yaparak çevreleri hakkında daha eleştirel düşünebilmelerine olanak tanır.
Anaokulu GEMS Üniteleri
Eğitim öğretim dönemi başlamadan önce öğretmenlerimiz Milli Eğitim Bakanlığı ve kurumumuzun misyon ve vizyonu doğrultusunda aşağıdaki ünitelerden oluşan GEMS konularını seçerek yıllık planlarında yer vermektedirler.
Penguins (Penguenler)
Lady Bugs (Uğurböcekleri)
Ants Homes (Karınca Evleri)
Buzzing a Hive (Kovan Vızıltısı)
Eggs Eggs Everywhere (Her yerde Yumurtalar)
Bubble Festival ( Köpük Festivali)
Frogs Math (Kurbağa Matematiği)
Tree Homes (Ağaç Evler)
Fingerprinting (Parmak İzleri)
Shapes, Loops &Images (Şekiller, Düğümler & Görüntüler)
Investigating Artifacts (El Sanatları Araştırması)
Hide a Butterfly ( Kelebeğin Saklanışı) |